Handan Hanım ve çocukları

 63. doğum günü civarı içime çok fena Tolstoy kaçmış durumda. Tolstoy okuyanlar bilirler ne demek istediğimi, müthiş hikayeler, insan tasvirleri, kurgu yada gerçek, o kadarını söyleyecek kadar henüz içine düşmedim, fakat Tolstoy okudukça bir şeyler yazma ihtiyacı hissetmeye başladım çok fena biçimde. isteyen istediği şekilde anlayabilir, anlam çıkartabilir. Böyle bir şeyi dert edemem, sadece yazacağım ve acayip keyif alıyorum bu işten. Bugün size Handan Hanımı anlatacağım.


Handan hanım dört çocuk annesi, çocuklarıyla bir sorun yaşamadan onların mutlu izdivaçlarını görmüş, torun mutlulukları yaşamış haline her daim şükreden bir nine.

Fakat aileye sonradan dahil olan maymun iştahlı paragöz yeni aile bireyleri zaman içerisinde gerçek yüzlerini ortaya çıkarmaya başlar yavaş yavaş. Handan hanım yaşının da verdiği egoistlikle ki 70 - 80 yaş üzeri tüm anne babalar gibi ben ne olacağım endişesiyle oğullarına mı kızlarına mı döneceği konusunda kime güvenmeli çelişkisini tüm benliği ile yaşamaya başlar. Ömrünün son bölümünde ben ne olacağım kaygısı ile hangi tarafta olmalı, hangi çocuklarına gönlü daha fazla kaymalı?

Çok zor bir tercih yapmak zorunda (ki aslında böyle bir şeye gerek olmadığını idraktan da yoksun bir telaş içerisinde elindeki aileden kalan emanetleri ne yapsam derdine düşer.

Emanet dediğimizde bir kaç parça ziynet eşyası. Bunlar zamanında torunlardan birinin doğumunda çocuğuna vermek istediği fakat, değerli görüldüğünden çocuk asil bir düşünceyle bu hediye çok kıymetli, kardeşlerimin de hakkı vardır deyip kabul edilmemiş bir pırlanta yüzük. Handan Hanım yıllar önce yaşanmış bu olayı hatırlar, nedense yaşadığı egoizm, belki de diğer çocuklarına bu bilgiyi aktarması neticesinde aklı biraz da karıştırılır, etki altında kalır.

Geçen üç beş hafta sonrasında zamanında bu hediyeyi reddeden kardeş yıllar boyu yaptığı fedakarlıklarında etkisiyle hediye üzerinde kendini yeniden hak sahibi görür ve annesinin emanet olarak diğer kardeşlere saklamaları için verdiği yüzükten olan hakkını sorgulamaya başlar.Çok sevdiği, bir çok konuda kol kanat gerdiği annesinden aldığı cevap ise şok eder,


VERİLMİŞ, VERİLMİŞTİR. 

2 - 3 haftada bu tavır değişikliği nasıl bir şok, Nasıl bir egoizm. Bu nasıl bir evlat ayrımcılığı, kırılan bu kalp tamir olur mu artık? Ne kadar evladım, sen şöylesin, böylesin, güzelsin, sana şöyle dua ediyorum, hakkımı helal ettim. Kim inanır? Yazık.

Yorumlar